Yeme Bozuklukları

Ø  Genel tanım:

Ø  Şişmanlık (Obezite): Psikiyatrik yaklaşımlar

Şişmanlık (obesite), özellikle son 30 yılda baş göstermiş olan hastalıkların en önemlilerinden biridir. Şişmanlık tek başına bir hastalık değildir. Diğer yandan kalp hastalıkları, kanser ve ruhsal bozukluklara yol açan en önemli halk sağlığı sorunlarından birisidir. Bu nedenle bu hastalıkla savaşmak, diğer ortaya çıkabilecek hastalıklara karşı da savaşmak demektir.

 Şişmanlığın nedenleri…

Genetik etkenler, bazı beyin tümörleri, beyinde salgılanan bazı madde ve hormonlar, çevresel etkenler, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, bazı ruhsal bozukluklar, bazı fiziksel hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar gibi nedenleri olan bu hastalığın açıkçası en önemli nedeni yaşam alışkanlıklarıdır. Bunlar fiziksel aktivitenin azalmasına neden olan fazla televizyon izlemek ve sürekli bilgisayar kullanmak gibi kişiyi sürekli yiyecek tüketmeye ve hareketsiz bırakmaya iten alışkanlıklardır. Bunun yanında aile ve arkadaş tutumları, maruz kaldığı sosyal ortamlar, ailelerin beslenme konusundaki bilgi yetersizlikleri, düşük sosyo-ekonomik düzey gibi sosyal etkenlerin de önemi büyüktür.

Obeziteye yol açan belli başlı ruhsal rahatsızlıklar arasında depresyon ve kaygı bozuklukları gelir. Özellikle mevsimsel geçişli tip depresyon hastalığında kişilerde aşırı bir yeme isteği görülür. Kişilik bozuklukları, dürtüsellik, alkol tüketimi, özgüven yetersizliği gibi psikiyatrik problemler kişiyi yemeye ve kilo almaya iterler. Bunun dışında ileride bahsedeceğim ayrı bir psikiyatrik hastalık grubu olan yeme bozuklukları arasında sayılan tıkanırcasına yeme sonrasında pişman olup kusma gibi durumların da kilo almayla güçlü bağlantıları vardır.

Obesite (Şişmanlık) ile nasıl başa çıkılır?

Şişmanlıkla savaşmada asıl hedef kilo vermekten çok sağlıklı bir beslenme ve etkinlik yapma alışkanlığını kazandırmaktır. Bunun için özellikle çevreyi düzenlemek oldukça önemli bir süreçtir. Yeme alışkanlıklarının ve fiziksel etkinliğin farkında olmak, sorunlu yeme ve etkinlik davranışlarını görünür kılmak, aşırı yemeyi ortaya çıkaran ya da kolaylaştıran ortamları ve durumları saptamak gerekir. Yeme düzenini gözden geçirme, hareketsiz yaşantıyı değiştirme (özellikle TV izleme) ve aktivite seviyesini arttırmaya yönelik eğitimler başta gelmektedir.

Oldukça önemli olan noktalardan birisi de hastanın bir dahiliye uzmanı tarafından da değerlendirilerek kilo alımına yol açan ek bir hastalığının olup olmadığının (guatr ve şeker hastalığı gibi) saptanmasıdır.

Yalnızca zayıflamak yeterli değildir. Korumak gerekir. Özellikle bireyi aşırı yemeye iten ruhsal bozuklukların tedavileri olmaksızın tekrar kilo alımı kaçınılmazdır. En güzeli yavaş ve planlı olarak kilo vermektir. Sakın hiçbir şey yemeden hızlı kilo vermeye çalışmayın..! Hem hastalanır halsiz düşersiniz, hem de tekrar hızlı bir biçimde kilo alacağınız için kendinize inancınız sarsılır.

Yukarıda saydığım başlıca ruhsal bozuklukların tedavilerinin dışında hem koruma hem de tedavi amacıyla hazırlanmış obeziteye yönelik davranış terapileri ile bu hastalığı yenmeniz mümkündür. Lütfen kilo verdirici olduğunu iddia eden reklamlara ve para tuzaklarına inanmayın. Bir dahiliye ve psikiyatri uzmanına görünün.

 

Ø  Anoreksiya Nervoza

 

Ø  Bulimiya Nervoza